Takip et

ZITADEL’i Kendi Sunucumuzda Barındırmayı Neden Bıraktık: Bir Geliştiricinin Saha Raporu

Projemizin ilk aşamalarında, güvenli ve esnek bir kimlik doğrulama ve yetkilendirme altyapısına ihtiyacımız vardı. Piyasada birçok ticari ve açık…

ZITADEL’i Kendi Sunucumuzda Barındırmayı Neden Bıraktık: Bir Geliştiricinin Saha Raporu

Modern uygulamaların vazgeçilmezi olan kimlik ve erişim yönetimi (IAM) çözümleri, geliştiricilerin omuzlarındaki yükü hafifletmeyi hedefler. ZITADEL, açık kaynaklı ve bulut tabanlı bir IAM çözümü olarak öne çıkarken, kendi sunucunuzda barındırma (self-hosting) seçeneğiyle de dikkat çekiyor. Ekibimiz, ZITADEL’i self-hosting yöntemiyle üretim ortamlarımıza entegre etme sürecinde karşılaştığı zorlukları ve bu karardan neden geri döndüğümüzü bu kapsamlı teknik makalede detaylıca ele alacaktır.

ZITADEL ile İlk Tanışma ve Tercih Nedenlerimiz

Projemizin ilk aşamalarında, güvenli ve esnek bir kimlik doğrulama ve yetkilendirme altyapısına ihtiyacımız vardı. Piyasada birçok ticari ve açık kaynaklı çözüm bulunurken, ZITADEL’in modern mimarisi ve vaat ettiği özellikler dikkatimizi çekti. Özellikle açık kaynak olması, kod tabanına erişim ve potansiyel özelleştirme imkanları sunması, başlangıçta cazip geldi.

Açık Kaynak ve Modern Mimari Vaadi

ZITADEL, Go dilinde yazılmış olması ve gRPC, Protobuf gibi modern teknolojileri kullanmasıyla öne çıkıyordu. Bu durum, performans ve ölçeklenebilirlik açısından olumlu sinyaller veriyordu. Ayrıca, bulut tabanlı bir hizmet olarak da sunulması, geliştiricilerin modern uygulamalarla entegrasyonunu kolaylaştıracak bir yapıya sahip olduğunu düşündürdü.

Özellik Seti ve Güvenlik Beklentileri

Çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA), sosyal girişler, kurumsal SSO (SAML/OIDC), rol tabanlı erişim kontrolü (RBAC) gibi temel IAM özelliklerini bünyesinde barındırması, ZITADEL’i kapsamlı bir çözüm haline getiriyordu. Güvenlik, projemizin en kritik önceliklerinden biri olduğu için, ZITADEL’in güvenlik odaklı yaklaşımı ve düzenli güncellemeleri, ilk başta bize güven verdi.

Neden Self-Hosting’i Seçtik?

Bulut tabanlı IAM çözümlerinin sunduğu kolaylığa rağmen, bazı projeler için self-hosting vazgeçilmez olabilir. Bizim durumumuzda, veri egemenliği, maliyet kontrolü ve altyapı üzerinde tam denetim arzusu self-hosting kararımızda etkili oldu. Özellikle hassas kullanıcı verileriyle çalıştığımız için, verilerin kendi sunucularımızda kalması öncelikli bir gereklilikti. Ayrıca, uzun vadede bulut servislerinin maliyetlerinin artabileceği endişesi de bu tercihimizi destekledi.

Karmaşık Kurulum ve Yönetim Süreçleri

Self-hosting kararımızın ardından, ZITADEL’i kendi altyapımıza kurma ve yönetme süreçlerinde beklenmedik zorluklarla karşılaştık. Vaat edilen basitlik, gerçek dünya senaryolarında yerini karmaşık yapılandırmalara ve zaman alıcı süreçlere bıraktı.

Docker Compose ve Kubernetes Entegrasyon Zorlukları

ZITADEL, Docker Compose ve Kubernetes için dağıtım şablonları sunsa da, bu şablonlar genellikle temel senaryolar için yeterliydi. Üretim ortamı gereksinimleri (yüksek erişilebilirlik, yedeklilik, izleme, loglama entegrasyonları) devreye girdiğinde, mevcut şablonların yetersiz kaldığını gördük. Özellikle Kubernetes üzerinde, ZITADEL’in CockroachDB gibi dağıtık bir veritabanı ile birlikte çalışması, Helm chart’ların özelleştirilmesi ve ağ yapılandırmaları konusunda önemli çaba gerektirdi.

Örnek bir Docker Compose yapılandırması bile, ZITADEL’in birden fazla servisini (ZITADEL, CockroachDB, yandex/clickhouse-operator gibi) bir araya getirmeyi gerektiriyordu:

version: '3.8'
services:
  cockroachdb:
    image: cockroachdb/cockroach:v23.1.11
    command: start-single-node --insecure
    ports:
      - "26257:26257"
      - "8080:8080"
    volumes:
      - cockroach-data:/cockroach/cockroach-data
    healthcheck:
      test: ["CMD", "curl", "-f", "http://localhost:8080/health?ready=1"]
      interval: 5s
      timeout: 5s
      retries: 5
  zitadel:
    image: ghcr.io/zitadel/zitadel:v2.44.0
    command: start-from-init --masterkey-path /secrets/masterkey --config /config/zitadel.yaml
    ports:
      - "8080:8080" # gRPC
      - "8081:8081" # HTTP
    environment:
      - ZITADEL_DATABASE_HOST=cockroachdb
      - ZITADEL_DATABASE_PORT=26257
      - ZITADEL_DATABASE_SSL_MODE=disable
      # ... diğer yapılandırmalar
    volumes:
      - ./config/zitadel.yaml:/config/zitadel.yaml
      - ./secrets:/secrets
    depends_on:
      cockroachdb:
        condition: service_healthy
volumes:
  cockroach-data:

Bu temel yapılandırmanın ötesinde, TLS sertifikaları, yük dengeleme, otomatik ölçeklendirme gibi konulara geçildiğinde, karmaşıklık katlanarak arttı.

Veritabanı Yapılandırması ve Bakım Yükü (CockroachDB)

ZITADEL'in varsayılan olarak CockroachDB kullanması, hem avantaj hem de dezavantajlar sundu. Dağıtık bir veritabanı olması ölçeklenebilirlik açısından iyi olsa da, CockroachDB'nin kendi başına kurulumu, bakımı ve optimizasyonu ayrı bir uzmanlık gerektiriyordu. Veritabanı yedeklemeleri, kurtarma stratejileri, performans izleme ve güncelleme süreçleri, IAM çözümünün kendisi kadar, hatta ondan daha fazla operasyonel yük getirdi. Özellikle, ZITADEL'in veritabanı şeması güncellemeleri, CockroachDB'nin dağıtık yapısıyla birleştiğinde, dikkatli planlama ve test gerektiren kritik işlemler haline geldi.

İlk Kurulum Deneyiminin Beklentileri Karşılamaması

Dokümantasyonda belirtilen "hızlı başlangıç" rehberleri, genellikle tek bir makinede veya geliştirme ortamında çalışacak şekilde tasarlanmıştı. Üretim ortamına yönelik güvenli ve yüksek erişilebilir bir kurulum yapmak, bu rehberlerin çok ötesinde ek adımlar, güvenlik konfigürasyonları ve hata ayıklama süreçleri gerektirdi. Bu durum, ilk kurulum deneyimimizin beklediğimizden çok daha uzun ve yorucu olmasına neden oldu.

Dökümantasyon ve Topluluk Desteğindeki Eksiklikler

Açık kaynak projelerde dökümantasyon ve topluluk desteği hayati öneme sahiptir. ZITADEL'in bu konudaki eksiklikleri, karşılaştığımız sorunları çözme yeteneğimizi ciddi şekilde sınırladı.

Kapsamlı Senaryolar İçin Yetersiz Dökümanlar

ZITADEL'in resmi dökümantasyonu, temel kullanım senaryoları ve API referansları açısından yeterli olsa da, daha karmaşık veya spesifik üretim ortamı gereksinimleri için derinlemesine rehberlik sunmuyordu. Örneğin, belirli bir Kubernetes dağıtımında yüksek erişilebilir bir ZITADEL kümesi kurmak, özel bir yedekleme stratejisi uygulamak veya karmaşık bir çoklu kiracılı (multi-tenant) yapılandırma yapmak istediğimizde, dökümanlarda aradığımız cevapları bulamadık.

Versiyon Farklılıkları ve Uyum Sorunları

ZITADEL'in hızlı gelişim döngüsü, dökümantasyonun zaman zaman geride kalmasına neden oluyordu. Yeni versiyonlarla birlikte gelen özellikler veya yapılan değişiklikler, mevcut dökümanlarda tam olarak yansıtılmadığı için, farklı versiyonlar arasında uyum sorunları yaşandı. Bu durum, özellikle yükseltme (upgrade) süreçlerinde büyük belirsizliklere yol açtı.

Hata Ayıklama ve Çözüm Bulma Zorlukları

Karşılaşılan hataların veya beklenmeyen davranışların kök nedenini bulmak, yetersiz dökümantasyon ve sınırlı topluluk desteği nedeniyle oldukça zordu. Hata mesajları bazen genel olabiliyor, bu da sorunun kaynağını belirlemeyi güçleştiriyordu. GitHub issue'larına veya forumlara yapılan başvurulara yanıt gelmesi uzun sürebiliyor, bu da kritik sorunların çözümünü geciktiriyordu. Kendi başımıza kod tabanını incelemek zorunda kalmak, operasyonel yükü daha da artırdı.

Güncelleme ve Bakım Süreçlerindeki Engeller

Bir IAM çözümünün güncel ve güvenli kalması için düzenli güncellemeler şarttır. ZITADEL'in self-hosting versiyonunda bu süreçler, düşündüğümüzden çok daha fazla efor ve risk içeriyordu.

Versiyon Atlamaları ve Bağımlılık Çakışmaları

ZITADEL'in sık aralıklarla yeni versiyonlar yayınlaması, bir yandan iyi olsa da, self-hosting yapanlar için bir zorluğa dönüştü. Özellikle büyük versiyon atlamaları (major version upgrades), veritabanı şema değişiklikleri veya bağımlılık güncellemeleri nedeniyle dikkatli planlama gerektiriyordu. Bu tür güncellemeler sırasında, bağımlılık çakışmaları veya uyumsuzluklar yaşanması olasıydı, bu da manuel müdahale ve hata ayıklama ihtiyacını artırıyordu.

Üretim Ortamında Kesinti Süreleri ve Riskler

Her güncelleme, üretim ortamında potansiyel bir kesinti riski taşıyordu. ZITADEL'in yüksek erişilebilirlik (HA) senaryolarında bile, veritabanı şema güncellemeleri gibi kritik işlemler sırasında kesintisiz bir geçiş sağlamak zorlayıcıydı. Güncelleme öncesi kapsamlı testler yapmak, yedekleme almak ve geri dönüş (rollback) planları hazırlamak, her güncelleme döngüsünde önemli bir zaman ve kaynak harcamasına neden oldu.

Manuel Müdahale İhtiyacının Fazlalığı

Otomatik güncelleme mekanizmalarının veya sorunsuz yükseltme araçlarının eksikliği, birçok adımı manuel olarak yapmamızı gerektirdi. Bu durum, insan hatası riskini artırırken, DevOps ekibimizin ZITADEL'in bakımı için harcadığı süreyi önemli ölçüde yükseltti. Özellikle güvenlik yamaları veya kritik hata düzeltmeleri gerektiğinde, bu manuel süreçler hızlı aksiyon almamızı engelledi.

Performans ve Kaynak Tüketimi Endişeleri

IAM çözümleri, genellikle uygulamanın kritik yolu üzerinde yer aldığı için performansları büyük önem taşır. ZITADEL'in self-hosting versiyonunda, beklediğimizden daha yüksek kaynak tüketimi ve potansiyel performans sorunlarıyla karşılaştık.

Yüksek CPU ve RAM Kullanımı

Küçük ve orta ölçekli kullanıcı tabanları için bile, ZITADEL'in CPU ve RAM tüketimi beklenenden daha yüksekti. Özellikle yük altında veya yoğun kimlik doğrulama talepleri sırasında, ZITADEL servislerinin önemli miktarda kaynak kullandığını gözlemledik. Bu durum, daha fazla sunucu kaynağı ayırmamızı gerektirdi, bu da self-hosting'in maliyet avantajını azaltmaya başladı.

Veritabanı Üzerindeki Yük ve Ölçeklenebilirlik Sorunları

ZITADEL'in CockroachDB ile olan entegrasyonu, veritabanı tarafında da ek yük getirdi. Yoğun okuma/yazma işlemleri, CockroachDB kümesinin kaynaklarını zorladı. Doğru yapılandırma ve optimizasyon yapılmadığında, veritabanı performansı darboğaz haline gelebiliyordu. Ölçeklenebilirlik, teoride CockroachDB sayesinde mümkün olsa da, pratik uygulamada bu ölçeklendirmeyi yönetmek ve optimize etmek ayrı bir operasyonel zorluktu.

Küçük ve Orta Ölçekli Projeler İçin Uygunsuzluk

Tüm bu kaynak tüketimi ve yönetim karmaşıklığı, ZITADEL'in self-hosting seçeneğini küçük ve orta ölçekli projeler için maliyetli ve gereksiz derecede karmaşık hale getirdi. Daha az kaynakla daha basit bir IAM çözümü arayan ekipler için, ZITADEL'in self-hosting versiyonu, başlangıçtaki cazibesini yitirdi.

Maliyet Etkinliği ve Alternatif Çözümlerin Değerlendirilmesi

Self-hosting'i tercih etmemizin temel nedenlerinden biri maliyet etkinliğiydi. Ancak, karşılaştığımız operasyonel zorluklar ve gizli maliyetler, bu avantajı sorgulamamıza neden oldu.

Gizli Operasyonel Maliyetler

Self-hosting'in görünen maliyeti genellikle sunucu, lisans (açık kaynak ise sıfır) ve elektrik giderlerinden ibaret sanılır. Ancak, gerçek maliyetler çok daha derindir:

  • Geliştirici Zamanı: Kurulum, yapılandırma, hata ayıklama ve bakım için harcanan değerli mühendislik saatleri.
  • Eğitim Maliyeti: Yeni teknolojileri (CockroachDB, ZITADEL'in iç işleyişi) öğrenmek için harcanan zaman.
  • Risk Maliyeti: Kesinti süreleri, güvenlik açıkları veya veri kaybı durumunda iş kaybı ve itibar zedelenmesi.
  • Altyapı Yönetimi: Yedekleme, izleme, loglama, güvenlik yamaları gibi sürekli altyapı yönetimi görevleri.

Bu gizli maliyetler toplandığında, bulut tabanlı bir IAM hizmetinin aylık ücretinin çok ötesine geçebiliyordu.

Piyasada Bulunan Diğer IAM Çözümleri

ZITADEL ile yaşadığımız deneyimlerden sonra, piyasadaki diğer IAM çözümlerini yeniden değerlendirdik. Özellikle Keycloak gibi köklü açık kaynak çözümler veya Auth0, Okta, Ory gibi bulut tabanlı hizmetler, farklı avantajlar sunuyordu:

Çözüm Self-Hosting Durumu Dökümantasyon/Topluluk Yönetim Kolaylığı Maliyet Etkinliği (Ortalama)
ZITADEL (Self-Hosted) Evet, karmaşık Orta/Sınırlı Düşük Yüksek (operasyonel)
Keycloak Evet, olgun Yüksek Orta Orta (operasyonel)
Auth0/Okta Hayır (SaaS) Yüksek Çok Yüksek Değişken (abonelik)
Ory (Kratos/Hydra) Evet, modüler Orta/Yüksek Orta Orta (operasyonel)

Bu karşılaştırmalar, self-hosting'in her zaman en ucuz veya en kolay seçenek olmadığını net bir şekilde gösterdi.

Self-Hosting'in Gerçek Maliyeti

Sonuç olarak, ZITADEL'i self-hosting yapmanın gerçek maliyeti, başlangıçta düşündüğümüzden çok daha yüksekti. Sadece donanım ve yazılım maliyetleri değil, aynı zamanda mühendislik zamanı, operasyonel yük, risk yönetimi ve öğrenme eğrisi gibi unsurlar da hesaba katıldığında, bulut tabanlı bir çözümün sunduğu "yönetilen hizmet" avantajının değeri daha iyi anlaşıldı. Ekibimizin değerli zamanını IAM altyapısını yönetmek yerine, doğrudan iş değeri üreten özelliklere odaklaması gerektiği sonucuna vardık.

Sonuç: Neden Vazgeçtik ve İleriye Yönelik Öneriler

ZITADEL'i self-hosting yapma deneyimimiz, birçok değerli dersle sonuçlandı. Başlangıçtaki beklentilerimiz, karmaşık kurulum ve yönetim süreçleri, yetersiz dökümantasyon ve topluluk desteği, zorlu güncelleme mekanizmaları ve yüksek kaynak tüketimi gibi faktörler nedeniyle karşılanamadı. Bu nedenlerle, ZITADEL'i kendi sunucularımızda barındırma tavsiyesinden vazgeçme kararı aldık.

Kararımızın Özeti

ZITADEL, modern mimarisi ve zengin özellik setiyle güçlü bir IAM çözümü olsa da, self-hosting senaryosunda olgunluk ve kullanım kolaylığı açısından henüz yeterli seviyede değil. Özellikle üretim ortamında yüksek erişilebilirlik, kolay yönetim ve sorunsuz güncellemeler arayan ekipler için operasyonel yükü oldukça yüksek. Ekibimizin değerli zamanını altyapı yönetimine harcamak yerine, ana işimize odaklanmamız gerektiği kararına vardık.

Kimlere ZITADEL Self-Hosting Önermeyiz?

  • Sınırlı DevOps veya altyapı yönetimi kaynaklarına sahip ekipler.
  • Hızlı bir şekilde üretim ortamına çıkması gereken projeler.
  • Kapsamlı ve güncel dökümantasyona bağımlı olan geliştiriciler.
  • Yüksek trafikli ve kesintisiz hizmet gerektiren uygulamalar (ekstra efor olmadan).
  • CockroachDB gibi dağıtık veritabanları konusunda uzmanlığı olmayan ekipler.

Gelecek İçin Tavsiyeler

Eğer ZITADEL'i kullanmayı düşünüyorsanız, öncelikle bulut tabanlı hizmetini değerlendirmenizi şiddetle tavsiye ederiz. Bu, altyapı yönetimi yükünü üzerinizden alacak ve ZITADEL'in temel özelliklerine odaklanmanızı sağlayacaktır. Eğer self-hosting bir zorunluluksa, Keycloak gibi daha olgun ve geniş topluluk desteğine sahip açık kaynak çözümleri veya Ory'nin modüler bileşenlerini (Kratos, Hydra) araştırmanızı öneririz. Her durumda, self-hosting'in gerçek maliyetlerini ve operasyonel yükünü dikkatlice hesaplayarak karar vermelisiniz.

SSS (Sık Sorulan Sorular)

1. ZITADEL bulut sürümü için de geçerli mi bu sorunlar?

Hayır, bu makalede belirtilen sorunların çoğu ZITADEL'in self-hosting versiyonuna özgüdür. Bulut sürümünde kurulum, yönetim, güncelleme ve veritabanı bakımı gibi operasyonel yükler ZITADEL ekibi tarafından yönetilir. Bu nedenle, bulut sürümü genellikle çok daha sorunsuz bir deneyim sunar.

2. Hangi IAM çözümünü önerirsiniz?

Öneri, projenizin özel ihtiyaçlarına bağlıdır. Eğer self-hosting bir zorunluluksa ve büyük bir DevOps ekibiniz varsa Keycloak iyi bir seçenektir. Daha modüler ve modern bir yaklaşım için Ory'nin bileşenleri (Kratos, Hydra) değerlendirilebilir. Eğer yönetilen bir hizmet arıyorsanız ve bütçeniz uygunsa Auth0, Okta veya ZITADEL'in kendi bulut sürümü mükemmel seçeneklerdir.

3. ZITADEL'in hangi yönleri iyiydi?

ZITADEL'in modern mimarisi, gRPC ve Protobuf kullanımı, kapsamlı API'leri ve zengin özellik seti (MFA, SSO, RBAC) oldukça etkileyiciydi. Temel işlevselliği ve geliştirici dostu API'leri, doğru senaryoda güçlü bir çözüm potansiyeline sahiptir. Sorunlar, daha çok self-hosting'in getirdiği operasyonel yükten kaynaklanmıştır.

4. Self-hosting her zaman kötü bir seçenek midir?

Hayır, self-hosting her zaman kötü bir seçenek değildir. Veri egemenliği, maliyet kontrolü (uzun vadede ve doğru kaynaklarla), özel entegrasyonlar veya belirli regülasyonlara uyum gibi durumlarda self-hosting tercih edilebilir. Ancak, bu kararın getireceği operasyonel yükü, riskleri ve gizli maliyetleri iyi anlamak ve bu yükü kaldırabilecek bir ekibe sahip olmak kritik öneme sahiptir.

5. Bu deneyimden ne öğrendiniz?

Bu deneyimden öğrendiğimiz en önemli ders, açık kaynak bir projenin self-hosting versiyonunu seçerken sadece özellik setine değil, aynı zamanda dökümantasyonun kalitesine, topluluk desteğine, yönetim kolaylığına, güncelleme süreçlerine ve operasyonel yüküne de dikkat etmektir. Bir çözümün "ücretsiz" olması, toplam sahip olma maliyetinin (TCO) düşük olacağı anlamına gelmez. Mühendislik zamanı en değerli kaynaktır ve bu kaynağı en verimli şekilde kullanmak esastır.

Yorumlar
İçeriği beğendiniz mi? Bir tartışma başlatın veya görüşlerinizi paylaşın.
Yorum Yaz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gönder

E-posta Bülteni
Yazılım Topluluğuna Katılın
En son güncellemeleri, yaratıcı ipuçlarını ve özel kaynakları doğrudan e-posta kutunuza alın. Tasarım ve inovasyonun geleceğini birlikte keşfedelim.
Mobil sürümden çık